Puglia (Apulia)

IMG_3948

Güney doğu İtalya’dır, çizmenin topuğudur, PULYA okunur, merkezi Bari’dir..Brindisi, Foggia, Lecce ve Taranto diğer illeridir..Yaklaşık 20.000 km2’de, yine yaklaşık 5.000.000 kişi yaşar..Tarım, balıkçılık ve şarap üretimi belli başlı geçim kaynakları..
Hepsini gördüm, burada da yazacağım..Bilgi olarak, günün birinde  THY Bari’ye direk uçuşlara başlarsa en uygunu o olur ama şimdilik Napoli’ye uçmak (2 saat 15 dk.), bölgemizi kuzeyden başlayarak ziyaret etmek ve tekrar Napoli’den dönmek en akıllıcasıdır..(THY Bari uçuşlarına başlamıştır,önceki cümle an itibariyle eski bilgi hükmündedir.)

Napoli’de uçaktan inince hedef Güney İtalya olsa bile Pompei’ye uğramamak olmazdı; biz de öyle yaptık ve geziye bir zamanların bu cazibe merkezinden başladık. (Giriş 11 euro)

Okumaya devam et

Genel, Gezi-Seyahat kategorisine gönderildi | ile etiketlendi | Yorum yapın

Seyretmeyen kalmasın..

İçinde Michael Jackson’un sadece ‘heykel’ olarak geçtiği, umudu, yarını, hayalleri yok edilmiş insanların yaşadığı bir eski Yugoslav coğrafyasında çekilmiş, iz bırakan, akılda kalan çok hoş bir film..

Genel, Sinema kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Litany

26- the end

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Bir ‘yavaş yemek’ örneği olarak rakı sofralarının hatırlattığı..

Malum olduğu üzere İtalyan kominist gazeteci Carlo Petrini ile başlayan ‘Slow Food’ akımı, gıdaların üretim zinciri boyunca iyi-temiz-adil bir süreçten geçmesi  ilkesinin yanısıra, hızlı ve ayaküstü tüketimine (fast-food) bir karşı duruş olarak ortaya çıkmıştır. Uzun oturmalı, bol mezeli, bol sohbetli ege ve akdeniz sofraları ne kadar da yakışıyor bu ‘slow food’ konseptine..
Victoria Ferran da, Huffpost Life Style adlı blogunda rakı kültürünün ve rakı sofralarının, doğası gereği ‘yavaş yemek’ için ideal olduğunu yazmış..Dışarıdan bir gözden okumak iyi oluyor..Hadi bakalım, günlük hayatın bize dikte ettiği koşturmacaya inat..cep telefonlarını bırakalım, cevaplanacak e-mailleri erteleyelim..Rakı içmeye geldik..Maksat muhabbet, sohbetimiz de bol olsun..(Yazının sonunda yer alan, konu ile ilgili bir ”Larousse” hediyemizdir..)

 raki

Yeni Raki’s Spirit of Slow

”Enter any bar along the sun-drenched shores of the Mediterranean and you’ll find locals sipping on a refreshing anise-flavoured spirit. The potent aroma and milky-white colour makes it instantly recognisable. In Greece it goes by the name of ouzo, to the French it’s pastis, whilst the Sicilians call it sambuca. In Turkey they call it raki and they love it so much they drink more than 60 million litres of it a year. Over the last 500 years, Turkey’s favourite alcohol has acquired its own ritual and ethos, and now Yeni Raki are on a mission to bring their ‘spirit of slow’ to London. But can this ancient Middle Eastern drink persuade us to unrush our world?

Raki is made by distilling grapes and aniseed in oak barrels and since medieval times it has been a regular feature in the Turkish taverns, or meyhanes. It’s usually diluted with chilled water until it’s roughly the same strength as wine and has a strong association with food: in Turkey, when groups come together to drink raki in bars, it’s accompanied by traditional meze plates of fresh fish and colourful mediterranean vegetables. Unlike a traditional anise-based aperitif such as pastis, you continue drinking raki throughout the meal. So revered is this drink, that often the meze dishes are chosen to match the flavours of the spirit, not the other way round.

Another integral part of the raki drinking ritual is conversation. Answering emails, tweeting, or any other kind of online chatter has no place at the table. Raki drinking plays an important role in Turkish culture, providing a space for old-fashioned face-to-face discussion between friends – whether that means catching up, celebrating, or even commiserating. Drinkers say that a couple of glasses of this cloudy tipple enables even the most conversationally-awkward introverts to find their voice.

Considering the blistering pace of London life, slowing down and socialising over good food and drink is sound advice. However in such a crowded city, it is often a difficult thing to achieve. On those rare moments when you try to convene with friends, most London bars have the music turned up so loud that a deep and meaningful exchange of ideas is out of the question; unless of course you’re highly adept at lip-reading. Secondly, if you’re heading to one of the city’s no-reservation restaurants or street food festivals, once you do find somewhere to sit you can’t stay for too long. However, this problem can be overcome. Bars do exist where you can wile away the hours with friends, it just requires some forward-planning and good research.

There’s also a burgeoning Eastern Mediterranean food scene in London which should aid Yeni Raki in their mission. Trendy Middle Eastern pop ups and Greek delis are springing up all over town, whilst acclaimed restaurants such as Ottolenghi and Honey & Co. are bringing authentic dishes to the mainstream. When we think of mediterranean cuisine nowadays, it’s no longer just Italian and French dishes that spring to mind, but also Turkish, Croatian, Lebanese, Egyptian. And as we discover more fantastic dishes from this far-flung region, a reminder from Reni Yaki to slow down, put the phone away, and converse more, will make for an even more enjoyable dining experience.”

diyor ablamız..

Eh, medeniyete bizim de bir katkımız olsun ; tam 195 çeşit meze, tarifleriyle beraber bir tık mesafesine..Afiyet olsun..

Cilingir Larousse

 

 

 

 

 

 

 

 

Genel kategorisine gönderildi | Yorum yapın

Küba sineması ve bir örnek : Conducta..

Daha önceleri kayda değer herhangi bir ürünü olmayan Küba sinema endüstrisi 1959 yılındaki devrim sonrasında Küba Sinema Sanatı Enstitüsü ICAIC’in kurulmasıyla resmen sınıf atladı.’ICAIC kendi filmlerini çekme zorunluluğundan doğdu. Amaca hizmet etmeyen kalitesiz,bayağı yabancı yapımların ucuz kopyaları yerine ICAIC’in akılcı perspektifiyle yavaş yavaş ve adim adim nitelikli Küba sineması yaratıldı.‘ diyor bir makalesinde Manfred Scholz…’Küba için sinema sıradan bir iletişim olanağı değildir. Devrimci mücadele içinde görevleri var,yani halka bilinç verip onlara zorlukları, problemleri aşmalarında yol gösteriyor.’ diye de devam ediyor.

Örneğin aşağıda linki olan ve Octavio Cortázar tarafından 1967 yılında çekilen “Por Primera Vez” (İlk Kez) adlı belgesel, ICAIC çalışanlarının kamyona yüklediği film gösterim ekipmanları ile ilk kez film izleyecek Kübalıların yaşadığı Los Munos’a yolculuklarını ve köydeki yaklaşık 100 kişinin Chaplin’in “Modern Zamanlar” filmini izlemelerinin hikayesini anlatır.

Conducta da ‘halkı bilinçlendirip, onlara zorlukları ve problemleri aşma’ yolunu gösteren bir yakın dönem filmi..Ben çok beğendim..

Genel, Sinema kategorisine gönderildi | Yorum yapın